Avrupa genelinde, kuraklık tekrar eden bir gerçektir ve artık sadece güney bölgelerle sınırlı da değildir. Su, endüstrilerin yerleşim konumlarını giderek daha fazla şekillendirirken, değeri de yerel koşullara göre belirlenmektedir. Endüstriyel proseslerde su verimliliğine ulaşmanın teknolojik açıdan birçok farklı yolu vardır, fakat konum, enerji ihtiyaçları ve diğer faktörler de anahtar öneme sahiptir.
Su, bulunabilir olduğu sürece şaşırtıcı derecede ucuzdur. On yıllardır, Avrupa endüstrisinin büyük bir kısmı güvenilir su tedarikini diğer temel altyapı unsurları gibi ele almıştır: vazgeçilmez ama büyük ölçüde göz ardı edilen bir unsur.
Bu durum artık değişti. Su, artık soyut bir çevre sorunu değil, işletmelerin nereye kurulacağını belirleyen bir faktördür. Rakamlar, koruma çabalarının sorunu tek başına çözemeyeceğini doğrulamaktadır. Avrupa Çevre Ajansı’na (EEA) göre, AB’deki tatlı su tüketim miktarı 2000 ile 2023 yılları arasında yüzde 14 azalmıştır. Ancak su kıtlığından etkilenen alan 2010 yılından bu yana azalmamıştır; sıcaklıkların yükselmesi buharlaşmayı artırırken ve yağışların öngörülebilirliği azalırken durum daha da kötüye gitmiştir.
Su, konum tercihlerini belirleyen ve rekabet gücünü etkileyen bir faktör olarak artık kritik önemde bir altyapı unsuru haline gelmiştir. Zor bulunduğunda, üretim daha zor hale gelir. Kapsamlı bir arıtma veya bertaraf gerektiğinde maliyetlerde artmaktadır. Ve belediye altyapısı sınırlarına ulaştığında, bunun faturasını sadece işletmeler değil, orada yaşayan insanlar da ödemek zorunda kalmaktadır.
2023 yılında, AB topraklarının yüzde 28’i ve nüfusunun yüzde 32’si en az bir çeyrek boyunca su kıtlığından etkilenmiştir. Uzun vadeli ortalamada, mevsimsel su stresi AB bölgesinin yaklaşık yüzde 30’unu ve nüfusunun üçte birini etkilemektedir. Ve bu, Alpler’de de bitmiyor.

Tek kaynak, farklı gerçekler
Ancak istatistikler, su kıtlığına yönelik tek bir Avrupa çözümünün, hatta küresel tek bir çözümün bile neden yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Bir litre su, İspanya’nın Endülüs bölgesinde yağış miktarının daha fazla olduğu Danimarka’ya kıyasla farklı ekonomik değere sahiptir. Aynı şekilde, bir gıda üreticisinin su kalitesi ve hijyen bakımından gereksinimleri, bir kimya fabrikası ya da madene göre daha farklıdır. Ve ayrıca, her ne kadar ikisi de aynı altyapıyı kullansa da, belediyeler su konusunda endüstriyel tesislere göre farklı bir bakış açısına sahiptir.
Bu farklılıklar, her endüstrinin günlük işleyişini şekillendirmektedir. Fakat endüstriler genelinde bakıldığında, başka bir patern ortaya çıkmaktadır: Koşullar farklı olsa da, birçok temel proses adımı birbirine benzemektedir: Suyun, ayrıştırılması, temizlenmesi, ölçülmesi, geri kazanılması veya yeniden kullanılması gerekmektedir. GEA’nın gücü de işte burada saklıdır: Pek çok endüstriden müşterilerle birlikte çalışmak ve kanıtlanmış stratejileri ve proses bilgisini bir bağlamdan diğerine aktarmak.
GEA’da Separasyon İşletme Hattı, Sürdürülebilirlik, Proses Teknolojisi ve İnovasyon Departmanı Başkan Yardımcısı Dr. Stefan Pecoroni, üreticileri kendilerine iki temel soruyu sormaya davet ediyor: Belirli bir tesiste suyla ilgili en önemli sorun nedir? Kıtlık mı, maliyet mi, atık su arıtımı mı, mevzuatlar mı yoksa enerji tüketimi mi? İkinci soru, hangi noktalarda alınacak önlemler en büyük etkiyi yaratabilir?

Enerji dengesini dikkate almadan su tasarrufu yapmak, körlemesine uçmak gibidir
Suyun geri dönüşümü, pompalama, temizlik, filtreleme veya arıtma işlemleri ve dolayısıyla enerji gerektirir. Şirketler kapalı-devre sistemlere daha fazla yöneldikçe, su-tasarruf yatırımlarını enerji kullanımı, işletme gereksinimleri, CO₂ emisyonları, maliyetler, riskler ve belirli bir endüstri ve konuma özgü yasal gereklilikler açısından değerlendirmek de daha önemli hale gelir.
Suyun kıt ya da pahalı olduğu yerlerde, bu denge yeniden kullanımı açık bir şekilde önemli hale getirebilir. Öte yandan, asıl önemli soru hangi teknolojinin en fazla su tasarrufu sağladığı değil, belirli yerel koşullar altında hangi çözümün en büyük sürdürülebilir fayda sağladığıdır.
“Su tasarrufu asla bedava değildir. Döngüleri kapatmak istiyorsanız, enerji kullanımını, işletme maliyetlerini ve CO₂ emisyonlarını hesaba katmalısınız.”
Dr. Stefan Pecoroni
GEA, Saf Akış İşleme Bölümü, Separasyon İşletme Hattı, Sürdürülebilirlik, Proses Teknolojisi ve İnovasyon Departmanı Başkan Yardımcısı
İyi niyetlerden endüstriyel gerçekliğe
Bir su tasarrufu stratejisinin ya da teknolojisinin işe yarayıp yaramaması, nadiren en büyük engel anlamına gelir. Çok sayıda pilot proje bulunmaktadır. Gerçek zorluk, başarılı bir denemeyi yeni bir endüstriyel standarda dönüştürmektir. Aslında, ölçek büyütmek teknik bir sorundan ziyade bir yönetim görevidir.
Bu üç sorunun yanıtları, bir pilot projede başarılı bir şekilde ölçek büyütme uygulanıp uygulanamayacağını belirler:
Su, atık su, enerji, bakım ve işletme maliyetleri toplam sahip olma maliyeti hesaplamasına dahil edildiğinde, bu yatırım ekonomik açıdan mantıklı görünüyor mu?
Su kullanımı ve yapılan değişikliklerin etkisi ölçülebiliyor mu?
Çözüm, üretimi aksatmadan ve uzman desteğine sürekli ihtiyaç duyulmadan güvenilir bir şekilde çalışacak mı?
Süt ürünleri ve içecek endüstrilerinde, su tüketimi, temizlik ve atık su, verimliliği artırmada uzun süredir geleneksel araçlar olarak kullanılmaktadır, fakat elde edilen sonuçlar büyük farklılıklar göstermektedir.
İki süt ürünleri işletmesi, kendilerine özgü durumlara ve ihtiyaçlara dayalı hesaplamalar kullanarak su tüketimini önemli ölçüde azaltma hedeflerine ulaşmıştır: SalzburgMilch, temiz su ve atık su maliyetlerini bir arada değerlendirerek; ve Ammerland Dairy ise mevcut bir prosesi optimize ederek bu hedeflere ulaşmıştır. Her iki örnekte de, tasarruflar şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkı sağlamaktadır.

SalzburgMilch
SalzburgMilch’te, bir GEA Santrifüjlü Su Tasarruf Ünitesi, kurulu her ünite başına yılda yaklaşık 1,26 milyon litre su tasarrufu sağlamaktadır. Yatırım hesaplamasında temiz su ve atık su maliyetleri bir arada dikkate alındı ve hesaplama sonucu yatırım geri dönüş süresi yaklaşık üç yıl olarak belirlendi.
SalzburgMilch Bakım Müdürü Alexander Niedermüller, “En başından itibaren beklentiler umut vericiydi,” diyor. İlk kurulumdan sonra, süt ürünleri işletmesi üç ünite daha sipariş etti. Birlikte, yılda beş milyon litreden fazla su tasarrufu sağlamalılar.

Ammerland Dairy
Molkerei Ammerland’da, su tasarrufu yeni donanımlar kullanılmadan sağlandı. Bunun yerine, mevcut membran temizleme prosesi, GEA Smart Filtration CIP and Flush isimli dijital bir çözümden faydalanılarak optimize edildi. Bu çözüm, temizlik sırasında titreşim yoluyla pompalara iletilen enerji miktarını kontrol etmekte, su kalitesini izlemekte ve tüm temizlik maddeleri giderildiği anda işlemi sonlandırmaktadır. Bu, temizlik sırasında su tüketimi %48, elektrik tüketimini ise %77 azalmaktadır. Yılda yaklaşık 180.000 EUR tasarruf sağlayacak olan bu yatırım, iki yıldan daha kısa bir sürede kendini amorti edecektir.
Molkerei Ammerland’ın Üretim Müdürü Armin Tjards, “Sonuçlar beklentilerimizin çok ötesinde,” diyor.
Bir endüstrinin diğerinden ne öğrenebilir
Almanya’nın imalat sektörü 2022 yılında toplam 5,15 milyar metreküp su tüketmiştir. Sadece kimya endüstrisi, 3,08 milyar metreküp ile bu rakamın büyük bir kısmını oluşturmuştur. Bu rakamlar, su kullanımının boyutunu ve ayrıca su kullanımının endüstrilere nasıl farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır.
En büyük etki, endüstri uygulamaları genelinde en iyi uygulama hayata geçirildiğinde ortaya çıkmaktadır. Yine de, su tasarrufu konusunda dar görüşlü düşünce tarzı hala hakim durumdadır.

Süt ürünleri ve bira üretim tesisleri, yoğun olarak su döngüleri, arıtma, yeniden kullanım ve su tüketimini azaltma yollarını bulmaya odaklanma eğilimindedir. Ekonomik gerekçeler ve piyasa baskıları, daha büyük bir etki yaratmak için daha fazla inovasyon yapılmasını gerektirmektedir.
Diğer endüstriler ise, farklı bir gerçeklikle karşı karşıyadır. Kimya endüstrisinde su, bir proses ve soğutma ortamı olarak büyük miktarlarda kullanılmaktadır. İlaç uygulamalarında, saflık, güvenlik ve etken madde kalıntıları, yeniden kullanımı zorlaştırabilimektedir. Madencilikte ise, suyla birlikte değerli ham maddelerin de geri kazanılması mümkün olabilse, bir atık su akışı çift işlevli bir kaynak haline gelebilir. Öte yandan, belediye su yönetimi, üretim hatlarını birbirinden bağımsız olarak optimize etmekle değil, tüm bölgeler için su temini ve atık su bertarafını sağlamakla ilgilenmelidir.
Bu farklılıklara rağmen, temel proses adımları tüm bunlarda ortaktır: Separasyon, arıtma, işleme, ölçme ve döngüleri kapatma. Değişkenlik gösteren şeyler: Malzeme akışları, kalite gereklilikleri, mevzuatlar ve ekonomik baskılar. Örneğin, saflık gereklilikleri elverdiği takdirde, gıda endüstrisinden elde edilen arıtma ve yeniden kullanım uzmanlığı ilaç üretim proseslerine de uygulanabilir. Ve madencilikte su ve ham maddelerin geri kazanımını sağlayan arıtma teknolojisi, benzer separasyon proseslerinin gerekli olduğu kimya endüstrisi için de önemlidir.
GEA, süt ürünleri, bira, kimya, ilaç ve madencilik endüstrilerinde sahip olduğu separasyon, temizlik ve arıtma teknolojileri uzmanlığından faydalanarak bu kesişim noktasında çalışmaktadır.
“Bir endüstride standart olan şey, başka bir endüstri tarafından bilinmeyebilir. İşte tam da bu nedenle, bilgi aktarımı yoluyla inovasyon önemlidir.”
Dr. Stefan Pecoroni
GEA, Saf Akış İşleme Bölümü, Separasyon İşletme Hattı, Sürdürülebilirlik, Proses Teknolojisi ve İnovasyon Departmanı Başkan Yardımcısı
Bir su-verimli endüstri, “sıfır su” anlamına gelmez
AB, su güvenliğini açık bir şekilde rekabet gücü ve endüstriyel dayanıklılık ile ilişkilendirmiştir. 2030 yılına kadar, Avrupa genelinde su verimliliğini en az yüzde on artırmayı hedeflemektedir.
Endüstri açısından bu durum, ne pahasına olursa olsun mümkün olduğunca az su kullanmak demek değildir. Bu, suya nerede ve hangi kalitede ihtiyaç duyulduğunu, nasıl geri kazanılabileceğini ve su, enerji, altyapı ve yerel koşulların genel dengesinin hala uygun olup olmadığını bilmek anlamına gelir.
Çünkü sonuç olarak, su verimliliği en düşük litre değerini hedeflemekle ilgili değildir. Bu, işletme, çevre ve aynı kaynağı paylaşan topluluklar için en yüksek faydayı sağlayacak şekilde doğru yerde doğru miktarda su kullanmaktır.
