5 Ocak 2026

2019 yılından bu yana GEA, girişimciliği teşvik etmek ve sürdürülebilirliği bir rekabet avantajına dönüştürmek suretiyle, düşük performans gösteren bir şirket iken Almanya’nın en büyük 40 şirketinden biri olarak DAX üyeliğine yükseldi. Yaklaşık 145 yıllık tarihinde bu dönüm noktasına, artan krizlerle dolu bir dünyada hiçbir olumlu rüzgar arkasında olmadan ya da hiç bir kestirme yol kullanmadan ulaştı. Bu dönüşüm, amaç ve performans bir araya geldiğinde nelerin mümkün olabileceğini göstermektedir.

GEA CEO’su Stefan Klebert, şirketin DAX endeksine yükselmesi vesilesiyle Samir Ibrahim (ARD) ile röportaj yaparken. (© Görsel: Alman Borsası / Martin Joppen)
Stefan Klebert
CEO, GEA Group
Dönüşüm, net bir teşhisle başladı. Kurumsal deneme başarısız olmuştu. Kompleks yapı sinerji yaratmıyordu, aksine uyuşmazlık yaratıyordu. Klebert ve ekibi, iki ana ilke üzerine tasarlanan yapısal bir sıfırlama ile karşılık verdi.
Birincisi, sahiplik ve hesap verebilirlik. Sorumlulukları belirsizleştiren katı yapının yerini, her biri kendi yönetim ekibine ve kar-ve-zarar sorumluluğuna sahip beş bölüm aldı. Amaç, çevikliği ve şeffaflığı teşvik etmek, iş birimlerini hızlı hareket etmek, müşterilere yakın kalmak ve ana mukavemet noktalarına odaklanmak üzere güçlendirmekti. Değişim, daha önce bastırılmış olan girişimci ruhu yeniden canlandırdı.
İkincisi, performans kültürü. Yöneticilere net hedefler ve bunlara ulaşmak için gerekli yetkiler verildi. Yüksek performans sergileyenler ödüllendirildi. Sürekli yetersiz performans gösterenler değiştirildi. Klebert’in sıkça tekrarladığı temel prensibi kültürel bir slogana dönüştü: “Bütçe bir bütçedir – ve bütçe olarak kalır.” Bu sonuç-güdümlü yaklaşımın netliği, GEA’nın başarılı dönüşümünde merkezi bir rol üstlendi.
İletişimde tutarlılık da aynı eşdeğer öneme sahipti. Yok olan güveni yeniden kazanmak için, liderlik ekibi net finansal hedefler koydu, bunları şeffaf bir şekilde aktardı ve daha sonra her çeyrekte güvenilir adımlarla bu hedeflere ulaştı. Yerine getirilmeyen sözlerle geçen yılların ardından bu disiplin, piyasa güvenini yeniden sağlamaya yardımcı oldu.
GEA ayrıca, sürdürülebilirliği stratejik bir öncelik ve bir rekabet avantajı haline getirdi. 2021 yılında şirket, o tarihte endüstrisindeki en iddialı iklim stratejisini başlattı, 2040 yılına kadar tüm değer zincirinde net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşma taahhüdünde bulundu. Hedefler, Bilim Temelli Hedefler girişimi tarafından onaylandı ve 2024 yılında GEA, DAX endeksi ailesi içerisinde hissedarlarına iklim stratejisi hakkında “Say on Climate” (İklim Hakkında Konuşun) oylaması sunan ilk şirket oldu. Yüzde 98,4 destekle kabul edildi.
2024 yılının sonu itibariyle GEA, 2019’dan bu yana kendi Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını zaten yüzde 58 azaltmıştı. 2025 yılı itibariyle, şirketin çabaları GEA’ya EcoVadis’ten bir Platin derece ödülü daha kazandırarak, onu küresel çapta dereceye giren şirketlerin ilk yüzde birlik dilimine ve TIME’ın Dünya’nın En Sürdürülebilir 500 Şirketi listesinde 12. sıraya (Almanya’da 2. sıra dahil) konumlandırdı.
GEA İklim Geçiş Planı 2040
GEA, servis işlerini de stratejik bir büyüme motoruna dönüştürdü. Yapay zeka destekli çözümler, durum izleme ve 7/24 uzaktan destek hizmetleriyle şirket, geleneksel bakımdan GEA sistemlerinin hizmet ömrü boyunca verilecek öngörücü bakım ve veri-odaklı servis hizmetine geçiş yapıyor. Müşteriler açısından bu, daha fazla kullanılabilirlik, daha düşük maliyet ve modern üretim hatlarının para birimi sayılan daha az beklenmedik hizmet dışı kalma süreleri anlamına gelmektedir.
Etki net. Özel tasarlanmış hizmet/servis ortaklıkları, kullanılabilirlik, verimlilik ve sürdürülebilirlik alanlarında kazanımlar sağlamaktadır. Örneğin, Birleşik Krallık’taki bir süt ürünleri şirketiyle yapılan iş ortaklığı, yanıt sürelerinin 12 dakikanın altına inmesini, sorunların bir saat içinde çözülmesini, CO2 emisyonlarında yıllık 120 ton azalma ve müşteri tarafından hizmet/servis yatırımlarında %80 artış sağladı. Genel olarak bakıldığında, GEA’nın servis/hizmet gelirleri 2019 yılında toplam satışların %32’si kadarken 2024 yılında %39’una yükselerek daha dayanıklı ve daha yüksek kar marjlı bir gelir karışımı yarattı.Ve son olarak GEA, korumacılığa ve tedarik zinciri süreksizliğine karşı önlem almak ve dünyanın en hızlı genişleyen pazarlarındaki büyümeyi yakalamak üzere lokalizasyon stratejisini benimsiyor. Şirket, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde küresel mükemmellik merkezlerini korurken, Polonya, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yeni nesil tesislerle bölgesel üretim kabiliyetlerini de artırdı.
Çin ve Hindistan’daki büyük merkezler, GEA’yı güçlü uzun-vadeli büyüme potansiyeline sahip pazarlara yakın konumlandırmaktadır. Lokalizasyon yaklaşımı, teslim sürelerini kısaltmakta, müşterilerle işbirliğini güçlendirmekte ve GEA’yı ticaret engellerine karşı korumaktadır. Örneğin gümrük tarifelerine rağmen, GEA, Kuzey Amerika’da herhangi bir yavaşlama göstermedi.
Hindistan, Vadodara’daki GEA ofisi ve üretim tesisi (Görsel: GEA)
GEA’nın yeniden şahlanışı, iyi yönetimin olduğu kadar dönüştürücü küresel değişimlere stratejik uyumun da bir öyküsüdür. Gelişmekte olan pazarlarda demografik büyümeden ve yükselen orta-sınıf taleplerinden beslenen temel sektörler olan gıda, içecek ve ilaç sektörlerine odaklanan GEA, dayanıklı bir iş modeli inşa etmiştir. Gelirin neredeyse %80’i artık bu endüstrilerden gelmektedir. GEA’nın günlük yaşamdaki ayak-izi dikkat çekicidir: küresel çapta tüketilen biranın her ikinci litresi, sütün her dördüncü litresi ya da makarnanın dörtte biri GEA teknolojileri kullanılarak üretilmektedir.
GEA’nın DAX’a dahil edilmesinin kutlandığı Frankfurt’taki törende, şirket CEO’su Klebert, bu dönüşümün temsil ettiği şeyi vurguladı. “Bugün GEA’ya bakan herkes, mükemmel durumdaki bir şirket görür: karlı, yenilikçi, finansal açıdan güçlü ve hepsinden önemlisi geleceğe hazır,” diye açıkladı. “En büyük büyüme fırsatları, hemen gözümüzün önünde, endüstrinin sürdürülebilir dönüşümünde yatıyor.”
Zamanlama, başarıyı daha da dikkat çekici hale getirdi. 2025’te, Almanya’nın ihracata-dayalı ekonomisi baskı altındaydı. Küresel jeopolitik değişimler, artan korumacılık ve yüksek enerji maliyetleri gibi yurtiçinde yaşanan zorluklar, çelik, otomotiv ve kimya gibi ikonik sektörleri zor duruma soktu. Uzun bir zamandır Alman endüstrisinin bel kemiğini oluşturan makine mühendisliği bile baskıyı hissetti; 2024’te yüzde sekizlik bir daralma yaşandı ve bunu daha başka düşüşler takip etti.